Özdemir İnce-Korkut Boratav’a yanıt… Marks 14 Mayıs’ta kimi desteklerdi

2009 yılıydı. Doğan Grubu 50’inci yılını kutluyordu. Hürriyet yazarları olarak oradaydık…

Değerli Özdemir İnce ile K. Marks’ın “Fransa’da Sınıf Mücadeleleri” kitabı üzerine konuşuyorduk. Sanıyorum eşi Ülker İnce kitabın çevirisini yaptı.

Sohbetimiz Fransız üçlemesine gelmişti ki, sevgili Kanat Atkaya böldü, “hâlâ bunları mı konuşuyorsunuz” dedi!

Konuşmayı bugün de sürdüreceğiz…

Özdemir Ağabey, Cumhuriyet’te dün “Solun Önündeki Fırsat” yazısında şöyle dedi:

-“14 Mayıs 2023 seçimi Türkiye solu için büyük fırsattır. TBMM’de yapılan sol muhalefeti küçümseyen klan ve klikleri çok iyi anımsıyorum. Sol, psikiyatri kliniği değildir. Aralarında birçok Lenin, Stalin, Troçki, Mao, Enver Hoca, Clara Zetkin, Aleksandra Kollantay, Nadejda Krupskaya vardı. Aşağısı idare etmiyordu. George Politzer’in Felsefenin Temel (Başlangıç) ilkelerini okuduktan sonra Marksizme katkıda bulunuyorlardı. Türk solu, Kılıçdaroğlu’nu destekleyerek romantizmden uzak ve gerçekçi olduğunu kanıtladı…”

Özdemir Ağabey görüşüne desteği hocamız Prof. Korkut Boratav’ın röportajından aldı:

-“Türkiye’nin yakın siyasi geleceğinde Türkiye’yi İslamcı faşizm veya merkez sağ partiler yönetecektir. Bu saflaşmada CHP, bir ‘merkez parti’ konumundadır. Bu seçenek, Türkiye sermaye blokunun kısmen farklı kanatlarının ittifakı anlamına gelir. Bu benzerliğe rağmen, bu iki seçeneğe karşı tarihsel solun ‘fark etmez’ yaklaşımının yanlış olduğunu düşünüyorum. Zira, bunlar Türkiye için fiilen iki farklı siyasal rejim önermektedir: İslamcı faşizm veya altılı masanın Türkiye’ye sunduğu gelecek tasarımı olan, bir anlamda 2015’e dönüşü hedefle tutucu bir restorasyon… Altılı masanın temsil edeceği bir iktidar seçeneği, tutucu niteliğine rağmen İslamcı faşizme göre ‘ehven’dir…”

***

Özdemir İnce ve Korkut Boratav, faşizme karşı ehven-i şer ittifakını desteklemek gerektiğini söylüyor…

Dedim ki içimden; K. Marks, 14 Mayıs’ta kimi desteklerdi?

Kuşkusuz, “kapitalist toplumda icra-i görevdeki kesimin, bir kişinin yönetiminde olması ve devletin diğer tüm bölümlerine ve topluma diktatörce kuvvet uygulaması” olarak tanımladıkları otoriter Bonapartizme/ Cumhurbaşkanı Üçüncü Napolyon’a/ Erdoğan’a oy vermezdi! Ki bunun arkasında, kamu hazinesinden zenginleşen monarşi ile 1830 ve 1848 devrimlerini satan burjuvalar olduğunu biliyordu. Zaten bu destekle Üçüncü Napolyon Cumhuriyeti yıkmadı mı?

Peki:

Marks, finans ve sanayi burjuvazinin hizbi-ABD hayranı (Liberal-Muhafazakâr-Cumhuriyetçi ittifak) “Düzen Partisi” ve bunun lideri merkez solcu A. Tocqueville’ye destek verdi mi? Yoksa, bu süreçteki beceriksizliğine mi dikkat çekti?

Büyük mali yük altındaki işçi ve köylü eylemlerini “kinci” bulan Tocqueville ne diyordu; “hele bir demokrasi gelsin her sorun çözülür!”

Zıplama yapıp daha yakın tarihe geleyim:

***

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u bilirsiniz: Neoliberalizmi savunan sözde sosyalist lider. Cumhuriyet Yürüyüşü (LREM) hareketi ardından 2016 yılında “Rönesans” adıyla parti kurup seçimlere girdi…

Gerek, 14 Mayıs 2017… (Yüzde 66,1)

Gerek, 25 Nisan 2022… Yüzde 58,5)

Seçimlerini Macron, halkı korkutan tek propagandayla kazandı:

Faşist Marine Le Pen iktidar olmasın! (28 Nisan 2022 tarihli “Kim Faşist” yazımı okumanızı rica edeceğim.)

Şunu sormama izin veriniz:

“Le Pen”e karşı “Macron”a destek veren İnce ve Boratav hocalarım, bugün Fransa’daki emekçi eylemlerini nasıl değerlendiriyor? “1848 ruhu” diriliyor mu? Keza Almanya’da “sol iktidara” karşı işçi eylemleri başladı…

Toparlarsam:

Engels dedi ki; “başkalarının çözüm gördüğü yerde Marks sorun gördü.”

Soner Yalçın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir