Mansur Yavaş’tan atık su arıtma tesisi isyanı: “Yavaş’ı engelliyorum” adı altında 30 milyon insanın sağlığıyla oynanıyor

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Tatlar Atık Su Arıtma Tesisi’nin kapasite artırımı için yapılan projenin engellendiğini söyledi. Yavaş, “Cumhurbaşkanlığının onaylamasına rağmen 30 milyon nüfusu direkt ilgilendiren bir projeyi reddettiler. Ben veto ettim. 2 aydır da erteleme kararı alıyorlar. Bunu Ankara, İstanbul halkının ve Türkiye’nin mutlaka görmesi gerekir. Burada belediye yönetimi ‘Mansur Yavaş’ı engelliyorum’ adı altında 30 milyon insanın sağlığıyla oynanıyor” dedi.

Yavaş, cumhurbaşkanlığının yatırım programına aldığı ancak büyükşehir meclisinde AKP ve MHP oylarıyla reddedilen kapasite artırımı projesini anlattı. Tatlar Atık Su Arıtma Tesisi’nin tanıtım toplantısı bugün Ankara’nın Sincan ilçesinde yapıldı. Tanıtım toplantısına ABB Başkanı Mansur Yavaş, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğü Atık Su Arıtma Dairesi Başkanı Ayşegül Pekyılmaz ve ASKİ personeli de katıldı.

Anka’nın aktardığı habere göre, Yavaş’ın ret kararını veto etmesinin ardından arıtma tesisi için proje süreci hala devam ediyor.

Yavaş, tanıtım toplantısında şunları söyledi:

“Bugün Ankara ve İstanbul halkını ilgilendiren önemli bir çevre sorununu sizlere anlatmak için toplanmış bulunuyoruz. Ankara Çayı’na arıtılan ve arıtılamayan Ankara halkının atık suyu Ankara Çayı’na karışıyor. Oradan Sakarya Nehri’ne ve Sakarya Nehri’nden de İstanbul Ömerli Barajı’na gidiyor. Bu arıtılamayan su sadece Ankara halkını değil İstanbul’u da ilgilendiriyor. Bir diğer husus Ankara Çayı’nın kenarında gerek Sincan, Yenikent ve Polatlı halkı buralardan sulama yapıyor. Buralarda yapılan sulamayla ilgili yetişen sebzeler de Ankara ve civar illere gönderiliyor. Dolayısıyla buralarda kullanılan ve İstanbul’a giden suyun tertemiz olması gerekiyor.

“ANKAPARK ile birlikte kapasite sorunu iyice ortaya çıkmış”

Rapora göre projenin kapasitesinin ilk arttırılma tarihi 2010 yılı olarak gösterilmiş. Ankara halkının artan nüfusuna göre 2010 yılında buranın kapasitesinin arttırılması gerektiği söylenmiş ama maalesef bu arttırılmadı. 2025 yılında da ikinci kapasite artışı ve ileri biyolojik arıtmasının yapılması gerektiği söylenmiş. ANKAPARK yapılırken ayrıca alttan gelen derelerden birisi de buraya gelen atık suya karıştırıldığı için iyice buranın kapasite sorunu ortaya çıkmıştır. 

Ankara Büyükşehir’e 2010 yılında tekrar yazı yazmışlar. ‘Buranın acilen arttırımını yapın’ demişler. Daha sonra Ankara Valiliği de 2018 yılında ‘2023 yılına kadar buranın kapasitesini arttırın’ diye bize yazı yazmıştır. ASKİ Yönetim Kurulu, 2017 yılında, tesis kapasitesinin yetersiz olduğundan bahisle tesisin İleri Biyolojik Arıtma Tesisi’ne dönüştürülmesine yönelik projelerin hazırlanması için karar almış. Hiçbir çalışma yapılmamış.”

Biz göreve geldikten sonra 2019 yılında bu durumun farkına vardık. Bu tesisin acilen yapılması gerektiği için yönetim kurulu kararları alındı ve çalışmalara başlandı. 2020 yılında buranın proje ihalesine çıkıldı. Projeleri yapıldı, daha sonra 2022’de teslim alındı. 2023 yılında da ÇED raporunu aldıktan sonra Strateji Daire Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına başvurduk. Buranın acil yapılması ve yatırım programına alınması gerekiyor, dedik. Cumhurbaşkanlığından bu projeye onay çıktı ve yatırım programına alındı. Yatırım programına alınınca bu sefer finans arayışına girdik. İki ayrı kuruluştan 135’er milyon dolar kredi için görüşmelere başladık. Kredisini de bulduk. Bu kredi Belediye Meclisi’nden onaylanacak, daha sonra Hazine’ye gidecek. Tekrar Hazine’nin onayı alınacak. Daha sonra ihaleye çıkarılacak. 2024 Seçimlerine kadar başlaması dahi mümkün değil.

“30 milyon nüfusu ilgilendiren bir projeyi reddettiler”

Sanıyorum ki Belediye Meclisi’ndeki üyeler bu parayı alıp başka yerlerde kullanabileceğimizi sanıyorlar herhalde. Önce reddettiler. Cumhurbaşkanlığının onaylamasına rağmen 30 milyon nüfusu direkt ilgilendiren bir projeyi reddettiler. Ben veto ettim. 2 aydır da erteleme kararı alıyorlar. Bunu Ankara, İstanbul halkının ve Türkiye’nin mutlaka görmesi gerekir. Burada belediye yönetimi ‘Mansur Yavaş’ı engelliyorum’ adı altında 30 milyon insanın sağlığıyla oynanıyor. Sadece 30 milyon da değil. Sakarya’dan da sulama yapan on binlerce insan var. Bu suyu kullanıyorlar. Tamamı arıtılmış olsa belki o kadar sorun olmayacak. Ama kapasite ve nüfus artışı, artan yağışlar nedeniyle bu kapasiteyle gelen atık suyun şu an arıtılma imkanı zaten yok.

“Proje geciktikçe dolardaki artış nedeniyle Ankara halkının borçlandığı rakam da artacak”

Bu proje geciktikçe dolardaki artış nedeniyle ABB’nin ve Ankara halkının borçlandığı rakam da artacak. Zaten ASKİ’nin bütçesi ilk defa geçen yıl eksi 5 milyarla tamamlandı. Yapılacak yatırımları karşılamayacak bir geliri var.

30 milyon insanın sağlığını ilgilendiren bir konuda ABB’nin faaliyetlerini engellemek için insanların sağlığını bir kenara atmak suretiyle Meclis’teki kredi talebimizi ertelemişlerdir. Eğer yine onaylamazlarsa yaptığımız sözleşmeler sona erdirilecektir. Belediyenin bütçesinden belli bir miktar ayırsak bile burası 15 yılda tamamlanacaktı. Ankara halkının 15 yıl değil 15 gün bekleyecek durumu yok. Karayalçın’dan sonra buraya çivi çakılmamıştır. 25 yıldır buraya hiçbir şey yapılmamıştır.”

“Şu an tesiste ne kadar su arıtılıyor ve normal şartlarda ne kadar arıtılması gerekiyor” sorusuna; ASKİ Atık Su Arıtma Dairesi Başkanı Ayşegül Pekyılmaz ise “Kapasitemiz 765 bin metreküp. Ama alabildiğimiz kapasite 500 bin metreküp civarında. Gelen su miktarı ise 1 milyon metreküp günlük” diye yanıt verdi.

Pekyılmaz, şunları söyledi:

“Sol tarafımda gördüğünüz hatta arıtılmış atık suyu görüyorsunuz. Tesiste arıtarak verdiğimiz su. Bir yandan da arıtamadığımız su. Arıtılamayan su Ankara Çayı’na karışıyor. Hem ekolojik denge hem de halk sağlığı açısından ciddi bir sorun. Kesiktaş Sulama Havzası üzerinde paçal su gidiyor. Halk sağlığı açısından ciddi zararı olabilecek bir su. Aynı zamanda doğada kümülatif yayılabilir kirleticiler var içinde. Gelecek nesillere ne kadar birikerek geçeceğini bilmiyoruz. Ne tip hastalıklara neden olacağını öngörmek mümkün değil. Halk sağlığı açısından ciddi bir tehlike devam ediyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x